YENİ DÜNYADA İNGİLTERE VE ALMANYA’NIN KADİM TÜRKİYE SAVAŞI

Ömer Kayani

Dünyada uzunca bir süredir devam eden yeniden yapılanma süreci Amerikan Başkanlık seçimlerinde “sağcı” Donald’ın “sol” küreselci  Joe’ya kaybetmesiyle daha da bir hız kazandı.

Tiyatro bittiğine göre perdeyi çekip sahnenin arkasındaki duvarı görebiliriz artık.

Geçtiğimiz günlerde önümüze düşen ama ülkemizin sanal gündemleri yüzünden kimselerin pek üzerinde durmadıkları iki haber.

“Asya-Pasifik bölgesindeki 15 ülke, dünyanın en büyük serbest ticaret anlaşması olarak bilinen Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCEP) anlaşmasını imzaladı. Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği’nin (ASEAN) 37. Liderler Zirvesi kapsamında düzenlenen RCEP görüşmesinde, ASEAN üyeleri Brunei, Kamboçya, Endonezya, Laos, Malezya, Myanmar, Filipinler, Singapur, Tayland ve Vietnam ile birliğin diyalog ortaklarından Avustralya, Çin, Japonya, Güney Kore ve Yeni Zelanda liderleri, 8 yıl süren müzakerelerin ardından anlaşmaya vardı.

Geçen yıl ASEAN Artı Üç zirvesinde Hindistan, Çin ürünlerinin Hindistan’a ucuz fiyatlarla girmesinden endişe duyarak RCEP müzakerelerinden çekilmişti. 15 ülke ve 2,1 milyarlık nüfusu kapsayan RCEP, küresel gayri safi yurt içi hasılanın yüzde 30’una tekabül ediyor. RCEP anlaşmasının Çin’in Asya-Pasifik bölgesindeki ekonomik hakimiyetini arttıracağı öngörülürken, ABD ve Avrupalı şirketleri serbest ticaret bölgesinin dışında bırakarak, dezavantajlı konuma getireceği düşünülüyor.”

2019 yılının Kasım ayında yapılan “ASEAN Artı Üç” zirvesinde Hindistan’ın RCEP müzakerelerinden çekilmesindensadece 6 ay sonra Çin ve Hindistan’ın Keşmir sınırında küçük çaplı bir savaşa girmeleri ve Hindistan askerlerinin Çin tarafından mikro dalga silahlarla adeta kızartılmaları sizce bir tesadüf müdür?

Şu analizi de ekleyelim mi?

“Çin için önemli olan, Hindistan’ın Çin’e ekonomik alanda alternatif olması. Salgın sürecinde 1000’in üzerinde şirket Çin’den Hindistan’a taşındı. Hindistan’ın Çin’e alternatif olması Çin’i rahatsız ediyor. Bunun yanında Hindistan, çevre konusunda baskı altında olan Çin’e karşılık yenilenebilir enerji alanında atılım içinde ve Çin bu alanda Hindistan’ın geri adım atmasını istiyor.”  (Behlül Çetinkaya, 17 Haziran 2020)

Neyse konuyu daha fazla dağıtmadan RCEP anlaşmasının şifreleri ayıklayalım.

Küresel gelirin yüzde 30’una tekabül ediyor.

Hindistan bu ticaretin içinde yok.

“5 Göz” üyesi iki Anglo Sakson ülke Avustralya ve Yeni Zelanda bu anlaşmada var ama İngiltere ve Kanada yok.

Şimdi “İngiltere olmadan düğün olur mu” diyebilirsiniz.

O zaman ikinci haberimize geçelim.

“Brexit sonrası uluslararası ticaret ilişkilerine kendi başına devam edecek olan İngiltere ikinci önemli anlaşmasını Kanada ile imzaladı. Avrupa Birliği’nden resmi olarak Ocak ayında ayrılmasına rağmen İngiltere 31 Aralık’a kadar birlik bünyesinde imzalanan ticaret anlaşmalarından faydalanmaya decam ediyor. İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın yaptığı yazılı açıklamada “Bu Transatlantik ticaretimizin sorunsuz bir şekilde devam etmesi için en yakın ortaklarımızla yaptığımı İngiltere için harika bir anlaşma,” ifadeleri yer aldı. Johnson gelecek yıl başından itibaren İngiltere ekonomisinin ihtiyaçlarını daha iyi karşılayacak daha kapsamlı bir ticaret anlaşması için de müzakerelerin başlayacağını duyurdu. İngiltere geçtiğimiz ay da benzer bir anlaşmayı Japonya ile imzalamıştı.”

İngiltere’nin Kanada ile ticaret hacminin 2019 yılında 23 milyar Dolar olarak gerçekleşmiş olduğunu ve Kanada’nın, ABD ve Çin’den sonra İngiltere’nin en büyük üçüncü ihraç pazarı olduğunu da not ederek devam edelim.

Bu anlaşmanın ardından ülkemizi ilgilendiren ilginç gelişmeler oldu.

“AB’den ayrılan İngiltere ile Kanada arasında geçici ticari anlaşma imzalanmasının ardından İngiliz Ticaret Odası (BCC), benzer anlaşmaların önemli pazarlar olan Türkiye ve Singapur ile imzalanması gerektiğini vurguladı.”

Kanada, Japonya, Türkiye, Singapur.

Gördüğünüz gibi İngilizler her daim sessiz ama derinden gidiyormuş, değil mi?

Haberin tarihi “22 Kasım 2020”.

“Haberin tarihi önemli mi” diyebilirsiniz ama aşağıdaki haberi görünce muhtemelen sorunuzu geri alacaksınız.

Şimdi sizi bu tarihin 5 gün öncesine götürelim.

17 Kasım günü yataktan kalktığımızda karşımıza şu haber çıktı.

KONYA’DA DİKKAT ÇEKEN ANLAR

İngiltere Kraliyet Hava Kuvvetleri‘ne ait olan 2 ‘Eurofighter Typhoon’ savaş uçağı, Konya‘da konuşlu Muharip Hava Kuvveti ve Hava Füze Savunma Komutanlığı’na bağlı 3’üncü Ana Jet Üs Komutanlığı’na geldi. Konuyla ilgili Milli Savunma Bakanlığı’nın internet sitesinden yapılan açıklamada, “İngiltere Kraliyet Hava Kuvvetleri’ne ait iki Eurofighter Typhoon uçağı, karşılıklı eğitimlerde bulunmak maksadıyla 16 Kasım 2020 tarihinde Konya’da bulunan 3’üncü Ana Jet Üs Komutanlığı’na geldi. İngiltere’ye ait iki uçak ve Hava Kuvvetlerimize ait uçaklar müşterek eğitimler gerçekleştirecek” denildi.”

Şimdi diyebilirsiniz ki, sonuçta NATO üyesi bir ülkenin uçakları dünyanın sayılı eğitim merkezlerinden olan bir üsse gelmiş, ne önemi var?

Hatta size yardımcı olalım 1990’lı yılların ortalarında da bu üste İsrail uçakları da eğitim uçuşları yapıyordu, hatta sonra tatlı tatlı 28 Şubat sürecini filan yaşamıştık, değil mi?

Hayır bir şey ima etmiyoruz, sadece “gelen uçakların bir önemi yoktur şeklinde” karşı argümanlar geliştirerek bizimle tartışın diye size yardmıcı oluyoruz.

Madem “uçakların gelişlerinin dış politikaya bir yansıması yoktur” diyorsunuz, o zaman sizi biraz daha sıkıştıracağız.

İngiltere’nin eski Ankara Büyükelçisi Moore’u hatırlar mısınız?

Hani fanatik Beşiktaş’lı olan ve kartal pençesi yaparak gönlümüzde taht kuran sevgili Richard Moore.

Evet doğru hatırladınız, Türkiye’de görev süresi bitince İngiltere’ye dönüp Dış İstihbarat Servisi MI6’in başına geçen Türkiye dostu “Bond, James Bond”, çok affedersiniz “Richard Moore”.

27 Haziran 2016’da Star gazetesine verdiği mülakatta kartal pençeli James Moore, Türkiye’nin geliştirmeye çalıştığı savaş uçağı T-FX projesine İngiltere’nin de ortak olmak istediğini belirterek savaş uçakları stratejileri hakkında çok önemli bilgiler vermişti, hatırlayalım mı?

DERİN BİR GEREKÇE

Soru: Birleşik Krallık neden teknolojisini Türkiye ile paylaşıyor?

Bir, hükümetimiz kendi şirketlerinin iş hacmini ve iş yapma kabiliyetini geliştirmek istiyor. İkincisi daha derin bir gerekçe, böyle projeler iki ülkenin başka türlü geliştiremeyeceği askeri bağlar kuruyor. Biz de NATO ortağıyız ve böyle projelerle bu ortaklığımızın köklerini daha derine indirme imkanı buluyoruz.

Üçüncüsü, buna bizim de ihtiyacımız var. Zira bizim Typhoon’lar 20-30 yıl sonra piyasadan kalkacak ve biz bu süreçte hem onları modernize etmek, hem de yerlerine yenisini koymak zorundayız. Ulusal savunma sanayi teknolojisinde 20-25 yıllık bir boşluk kabul edemeyiz.(…)

Soru: Şüpheler giderildi mi?

Tabiî böyle bir projeyi başarıyla sonuçlandırabilmek için en alttaki teknik elemanlardan, en üstteki Cumhurbaşkanlığı seviyesine kadar bir güven inşa etmeniz gerekiyor. Bugün dostunuz olan bir ülke ile sadece dost olduğunuz için böyle bir projeye soyunamazsınız. Gelecek 25-30 yıl boyunca bu ülkenin sizin ihtiyaç duyduğunuz teknolojiyi, uzmanlığı sağlayıp sağlayamayacağından, siyasi ve stratejik ortak olup olmadığından emin olmanız gerekir. Birleşik Krallık ve Türkiye arasındaki ortaklık böyle güçlü bir ortaklık.

Soru: O halde anlaşma yakın diyebilir miyiz?

Şu anda zannediyorum iki hükümet arasında anlaşma aşamasına geldik. Anlaşmanın son halini aldığını düşünüyoruz. Uzun bir zaman almayacak. Nihayetinde bu Türkiye’nin kararı ama biz Birleşik Krallık olarak çok istekliyiz Türkiye ile birlikte çalışmaya. (27 Haziran 2016, Star gazetesi)

İngiltere’nin eski Türkiye Büyükelçisi ve yeni Dış İstihbarat Servisi Başkanı Moore, biz faniler daha rahat anlayabilsin diye konuyu tane tane anlatmış.

Hatta olayı daha rahat anlayabilmek için o günün Star gazetesi küpürünü arşivimizden buraya ekleyelim ve Moore’un o röportajı verdiği günlerde olan bir şeyi daha hatırlatalım.

Almanya “Daeş karşıtı koalisyona katılmak için” 6 tane Tornada savaş uçağını 2016 yılının Ocak ayında  İncirlik üssünde konuşlandırmıştı. Daha sonra Türkiye ve Almanya sözde ermeni soykırımı tasarıları yüzünden karşı karşıya gelmiş ve Almanya Parlamento heyeti Türkiye’ye gelerek bu askerleri ziyaret etmek istemişti.

Türkiye yaşanan gerilim nedeniyle bu heyete izin vermemiş, bu tavır karşısında şoke olan Almanya Savunma Bakanı Leyen’in durumu kurtarmak için İncirlik üssünü ziyaret etme kararının haberi aynı gazetenin İngiltere Büyükelçisi ile yaptığı röportaj haberinin tam altına denk düşmüştü.

Daha sonra Almanya Tornada uçaklarını İncirlik üssünden çekerek İngiltere etkisindeki bir ülke olan Ürdün’de konuşlandırma kararı almıştı.

Ve Kasım 2020.

İngiliz uçaklarının Konya’ya inmesinden sadece 5 gün sonra bir başka haber.

ALMAN ASKERLERİ TÜRK GEMİSİNE ÇIKTI

“YUNAN bir komutan tarafından sevk ve idaresi gerçekleştirilen İrini Harekatı’nda görevli bir Alman fırtakeyni, Türkiye’den Libya’ya gıda ve boya gibi muhtelif maddeler taşıyan Türk bandıralı gemiyi Doğu Akdeniz’de durdurarak, uluslararası hukuka aykırı bir şekilde saatlerce aradı.”

17 Kasım’da Türkiye’ye inen İngiliz uçakları ve 5 gün sonra 23 Kasım’da Türk gemisine hukuku açıkça ihlal ederek saldıran Alman savaş gemisi.

Belki buraya kadar sizi ikna edemedik ama görünen o ki Almanlar çoktan ikna olmuş durumda.

I. Dünya Savaşı ile tepe noktasına ulaşan Türkiye üzerindeki kadim İngiltere – Almanya çatışmasının artarak devam edeceğini tahmin ediyoruz.

AMERİKAN UÇAKLARI NÜKLLER BOMBA DENEDİ

Söz savaş uçaklarından açılmışken Almanya’nın Türk ticari gemisine saldırmasından bir gün sonraya denk gelen bir başka hadiseyle bitirelim.

2017’nin Nisan ayında nükleer bomba haricindeki dünyanın en güçlü bombası olan MOAB’ı Afganistan’ın kalbine atarak yeni ticaret yollarına karşı kendince güçlü bir mesaj veren Amerika bu kez Türkiye’ye vermedikleri F-35 uçağıyla nükleer bomba atma denemesi yaptı.

“ABD’nin B61-12 tipi nükleer bombanın tam boy modelini ilk kez F-35A savaş uçağında test ettiği bildirildi. ABD Enerji Bakanlığı Ulusal Nükleer Güvenlik Yönetimine bağlı Sandia Laboratuvarı’ndan yapılan açıklamada, içeriğinde nükleer bileşen bulunmayan bombanın tam boy modelini Nevada eyaletindeki Tanopa Test Sahasında F-35A tipi uçakla test ettiklerini açıkladı.”

Ne zaman?

RCEP anlaşması imzalandıktan bir hafta sonra.

Yeni nükleer bombası F-35 uçağına hayırlı olsun, üstünde paralansın…