KONTROL DIŞINDA, KIYAMET RADYOSU, ÖLÜ EL VE TRUMP’IN YENİ AMERİKAN İMPARATORLUĞU DÜŞLERİ

Ömer Kayani

2036 yılında Doğu Avrupa’da şiddetli bir iç savaş patlak vermiştir.

Düzenin kalmadığı bu ortamda ABD ordusu savaşan taraflar arasında “barış gücü” olarak konuşlandırılır.

SİHA (silahlı insansız hava aracı) pilotu Teğmen Thomas Harp, bu birliklere ABD Nevada’da konuşlu olduğu askeri üsten hava desteği vermekle görevlidir. Bir operasyon sırasında, ABD askerleri ve “G.U.M.P.” adı verilen robot askerlerden oluşan bir birlik pusuya düşürülür. Verilen emre itaatsizlik eden pilot Teğmen Thomas Harp, kontrolündeki SİHA’dan fırlattığı füzeyle iki Amerikan askerinin ölümüne neden olunca ceza olarak ABD‘nin Ukrayna‘da yerleşik operasyon üssüne yani cepheye gönderilir.

OUTSIDE THE WIRE

Konumuz Türkiye’de “Kontrol Dışında” ismiyle gösterime giren “Outside the Wire” filmi.

Teğmen Harp’ın Ukrayna cephesinde emrine girdiği Yüzbaşı Leo dışarıdan bakınca insandan ayırt edilmesi mümkün olmayan deneysel bir android askerdir ve bu durumu teğmen haricinde sadece üs komutanı bilmektedir. 

Android Yüzbaşı Leo’nun görevi ön cephe bölgesinde faaliyet gösteren ve çok az insanın yüzünü gördüğü “hayalet” lakaplı terörist Victor Koval’ı bulmaktır. Bu görevde ona pilot Teğmen Harp’ın yardım etmesi gerekmektedir.  

Askeri üs bölgesi Ukrayna olduğuna göre terörist Victor Koval’ın kim olduğunu tahmin etmişsinizdir herhalde. Kendisi, Ukrayna topraklarının bir bölümünü Rusya desteği ile Ukrayna’dan koparmaya çalışan bir savaş baronudur. 

Birleşmiş Milletler askerleri Rus ve Ukraynalı güçlerinin çatışmalarına engel olamayınca barışı tesis etme işi dünyanın ve “barışın koruyucusu” Amerikan askerlerine kalmıştır. Yani gülmekte serbestsiniz ama filmde aynen bu şekilde anlatılıyor.

Android Yüzbaşı Leo çaylak SİHA pilotu Harp’a görevlerini şöyle anlatır.

Gelen istihbarata göre Kiev‘de Rus uranyumuyla patlatılan kirli bombadan (Rusya destekli) Koval sorumluymuş ki bu da yaklaşık 25.000 kişinin ölümünden sorumlu olmak anlamına geliyormuş. İşte bu terörist Koval “Systema Perimeter” adı verilen silaha ulaşmaya çalışıyormuş yani Rusya‘nın otomatik (otonom) nükleer misilleme sistemi. Bağımsızlığını ilan ettikten sonra bile Rus nükleer cephanesinin üçte biri Ukrayna‘da kalmış. Soğuk savaşın bitiminde buraların kapatıldığı zannedilse de gerçekte silolar, dünyanın dört bir yanını vurmaya hazır şekilde ülkenin gizli yerlerine dağıtılmış.

Daha da kötüsü CIA kaynaklarına göre Kremlin Koval’ın kontrolünü kaybetmiş. Alınan istihbarata göre 24 saat içinde Koval‘ın o silahlar için bir hamle yapacağına inanılmaktaymış.

“Tüm bunlar doğruysa o silolara el koyduğunda Victor Koval’ın neler yapabileceklerini bir düşün” diye anlatmaya devam ediyor Android Yüzbaşımız.

“Nükleer silahlı manyak bir terörist. Hedefinde kim bilir nereler olabilir. Washington şehir merkezi, New York, Paris?”

Android Yüzbaşımız bunları anlatırken ekrana gelen görüntülerde ise bahsi geçmeyen Los Angeles’ın vurulmasını temsili olarak gösterme ihtiyacı duyuyor Netflix için film çeken sevgili yönetmenimiz 2021 yılı yapımı filminde.

Neden böyle bir görsel şova gerek duymuşsa artık?

“Dünyanın beşinci ekonomisi olan Kalifornia Los Angeles’da çıkan ve günlerce söndürülemeyen yangın sonrasında 19 bin ev yandı, zarar 250 milyar dolar.” (Ocak 2025)

Android Yüzbaşımız filmde “Systema Perimeter” dan bahsettiğine göre anlatımımızakısa bir ara vererek biraz gerçek dünyaya dönelim isterseniz.

17 Aralık 2024 tarihinde Rusya’nın “Rio Novosti” yayın organında bir haber yayınlanır.

KIYAMET GÜNÜ RADYOSU

Habere göre, 11 Aralık 2024 günü “kıyamet günü radyo i̇stasyonu” son 40 yılda olmadığı kadar çok keli̇me yayınlamıştır.

Peki nedir bu “Kıyamet günü radyosu” ve yayınlanan son mesajlar, yine aynı haber üzerinden anlatalım.

“Bazı iddialara göre, yalnızca önemli olaylardan önce anlaşılır kelimeler yayımlayan UBV-76 olarak bilinen ve “Kıyamet Radyosu” adıyla anılan radyo istasyonu yeniden bazı mesajlar yayınlamaya başladı. Gizemli radyonun günlük olarak 24 mesaj yayınladığı haberlere yansıdı. (…)  Son mesaj Moskova saatiyle 17:14’te yayımlandı. Radyo istasyonu, sürekli vızıldayan sesi nedeniyle “Zil” olarak da biliniyor. 7/24 yayın yapan UBV-76, oldukça nadiren kelime veya anlamlı mesajlar iletiyor. Ancak bu durum, istasyonu kısa dalga radyo meraklıları arasında popüler hale getiriyor. UBV-76, çevresinde oluşan efsanelerle de dikkat çekiyor. Bazı iddialara göre, istasyon yalnızca önemli olaylardan önce anlaşılır kelimeler yayımlıyor. Örneğin, 20 Şubat 2022’de Rusya’nın özel askeri operasyonundan dört gün önce “nzhti” ve “lesoled” kelimeleri, 22 Şubat’ta ise “nyukhostik” ve “önlenemez” mesajları duyuruldu. (…) Bazı kaynaklar istasyonun 1975 yılında faaliyete başladığını öne sürüyor. Ancak istasyonun asıl amacı resmi olarak tanınmış değil. (…) Radyo, gizemli yapısı ve zamanlaması nedeniyle hala büyük bir merak konusu olmaya devam ediyor.”

( https://haberrus.ru/bilim/2024/12/18/gizemli-kiyamet-radyosu-anlami-bilinmeyen-24-mesaj-yayimladi.html )

“Kıyamet günü radyosunun” ne olduğunu anladıysak şimdi gelelim filmde bahsi geçen Rusya’nın otonom nükleer misilleme sistemine.

PERIMETER YA DA ÖLÜ EL

“Sovyetler Birliği, 1980’lerde nükleer caydırıcılık stratejileri kapsamında, insan müdahalesi olmadan nükleer silahlarını fırlatabilecek bir sistem geliştirdi. “Ölü El” (Death Hand) olarak bilinen bu sistem, nükleer saldırılara karşı otomatik bir yanıt mekanizması olarak tasarlandı. “Perimeter” adı verilen ve Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Rusya Federasyonu’na geçen sistem, ülkenin başkanı ve tüm komuta kademesi ortadan kaldırılsa bile karşılık verebilecek şekilde çalışıyor. Rusya’nın nükleer caydırıcılık stratejisi, Soğuk Savaş’ın mirası olan “Perimeter“ ya da batı dünyasında bilinen adıyla “Ölü El” sistemiyle daha da karmaşık hale gelmiştir. Bu sistem, ülkenin üst düzey liderlerinin yok edilmesi durumunda bile otomatik olarak misilleme niteliğinde bir nükleer saldırı başlatma kapasitesine sahiptir. (…) Perimeter sistemi, Sovyetler Birliği’nin nükleer cephaneliğini ve kıtalararası balistik füzelerini kontrol eden karmaşık bir bilgisayar sistemidir. Bu sistem, askeri frekansları, radyasyon seviyelerini, hava basıncını, ısıyı ve kısa süreli sismik hareketleri izleyerek, nükleer bir saldırının varlığını tespit eder. Eğer bu ölçümler nükleer bir saldırıya işaret ederse, sistem tamamen otonom bir şekilde nükleer füzeleri fırlatarak karşı saldırıyı başlatır. (…) “Perimeter” sistemi, SSCB’nin çöküşünden sonra bir süre devre dışı bırakıldı. Ancak, NATO’nun Rusya sınırlarına yaklaşması ve ABD’nin dünya genelinde askeri varlığını artırmasıyla, sistem yeniden aktif hale getirildi. 2011 yılında, Rusya Stratejik Füze Kuvvetleri Komutanı General Sergei Karakaev, “Perimeter” sisteminin tekrar savaş görevine alındığını duyurdu.”

( https://haberrus.ru/analysis/2024/08/19/rusyanin-nukleer-kiyamet-gunu-silahi-perimeter-nasil-calisiyor.html )

Şimdi, “Kıyamet günü radyosu” ve “Perimeter” neymiş anladığımıza göre gelelim asıl konumuza.

RUSYA SİLAHLI KUVVETLERİNİN RADYASYON, KİMYASAL VE BİYOLOJİK NÜKLEER KORUMA GÜÇLERİ GENERALİ ÖLDÜRÜLDÜ

11 Aralık 2024’de yani “kıyamet günü radyosunda” yukarıda bahsettiğimiz mesajların yayınlanmasından sadece altı gün sonra Rusya’nın nükleer güçlerinden sorumlu kişisi olan “Korgeneral Igor Kirillov” (ve yardımcısı) Moskova’da evinden çıkarken “Ukrayna istihbaratının” suikastına uğrayarak öldürüldü.  

Herhalde konunun önemini anlamış olmalısınız.

Rusya devlet başkanı Putin’in nükleer saldırı emri vermesi durumunda ateşleme komutu düğmesinde eli olanlardan birisi de muhtemelen bu Korgeneral olacaktı.

Ama araştırdıkça işler daha da ilginçleşmektedir.

“Korgeneral Kirillov” sözünü pek sakınmayan bir askerdi. Rus televizyonlarına çıkıp Ukrayna’da ABD’ye ait biyolojik laboratuvarlar olduğunu, Ukrayna savaşı başlayınca bu laboratuvarların Afrika’ya taşındığını söylemişti.

Amerikalılar bu iddiaları, Rus propaganda makinasının “kullanışlı aptalları” kandırma yalanları olarak tanımlasalar da eski SSCB bloku ülkeleri ve özellikle Ukrayna’da renkli devrimlerin mimarı olan ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Victoria Nuland’ın ABD Senato oturumunda söyledikleri ortadadır.

Bugün ABD’de Trump yönetiminin Dışişleri Bakanı olarak görev yapan “Marco Rubio” ABD Senato oturumunda (Mart 2022) Dışişleri Bakan Yardımcısı Victoria Nuland’a “Ukrayna’nın kimyasal ve biyolojik silahları var mı” sorusunu yöneltmişti.

Bu soruya cevaben NulandUkrayna’da biyolojik araştırma tesisleri bulunduğunu ve Ukrayna ile beraber ilgili araştırma malzemelerinin Rusya tarafına geçmemesi için çaba gösterdiklerini, ABD’nin Rusya ordusunun bu tesisleri kontrol altına almaya girişeceğinden endişe duyduğunu” söylemiş ama ABD ile Ukrayna’daki “biyolojik araştırma tesisleri” arasındaki ilişkiye değinmemişti.

Yine Rubio’nun Rus propaganda ajanslarından geldiğini özellikle belirttiği bilgilerden hareketle sorduğu “Ukrayna’da herhangi bir biyolojik veya kimyasal saldırı meydana gelirse saldırıyı düzenleyen yüzde yüz Rusya mıdır?” sorusuna Nuland hiç tereddüt etmeden “evet” cevabını vermişti.

Ukrayna’nın kimyasal ve biyolojik araştırma laboratuvarlarını kendisine neden bu kadar dert ettiğini açıklayamayan bir ABD ve karşılarında onların deyimiyle Rus propaganda makinası.

Neyse, siz bu bilgileri kafanızın bir köşesinde tutarken bir yine dönelim lafını sakınmadan konuştuğu için suikasta kurban giden Rus korgeneralimize.

Bakın Rus televizyonlarında başka neler söylemişti Korgeneralimiz.

“Rusya’nın Ukrayna operasyonları yüzünde ABD biyolojik silah araştırma laboratuvarlarını Afrika ülkelerine taşınmak zorunda kaldı.”

Sadece bu kadar değil, açık sözlü Rus korgeneralin ülkesinin televizyonunda tüm dünyayı esir alan Kovid-19 pandemisi konusunda söyledikleri de çok ilginçti.

“Biyolojik silahlara gelelim. Kovid 19’un dünya genelinde verdiği zararı değerlendirecek olursak, II. Dünya Savaşı’nın verdiği zararla bile kıyaslayamayız. Kovid’in verdiği zarar onlarca kat daha büyüktür. Bu işler böyledir.”

Rus general konuşmasının devamında Amerika’nın biyolojik silah laboratuvarlarıile alakalı olarak Birleşmiş Milletlere 2000 sayfalık belge sunduklarını ama Amerika’dan gelen ve bu dokümanlara en ufak bir atıf yapmayan cevabın şu olduğunu söylüyor.

“Yapılan her şey ABD’nin ulusal güvenlik çıkarları içindir, bize güvenmeniz lazım.”

Generalin şu sözleri de oldukça önemlidir.

“Küresel bir biyolojik kontrol politikaları var. Bu çalışmanın işe yaradığını anladılar, yapay biyolojik krizler yaratarak dünyayı yönetebilirsiniz. Hiçbir şeyi bedavaya yapmıyorlar.  Belirli Devletlere ücretsiz malzeme sağladıklarında bile yaptıkları şey hiçbir zaman söyledikleri gibi bedava olmuyor.”

Peki bu korgeneralin Ekim 2024’te Ukrayna’nın Batı üretimi kimyasal silahlar kullandığını öne sürmesi nedeniyle İngiltere tarafından yaptırım listesine alındığını biliyor muydunuz?

Anlayacağınız Rus general açıkça konuşarak kendi hayatı konusunda büyük bir “hata yapmıştır” ama muhtemelen ki en büyük günahı nükleer konulardan çok “biyolojik savaş” ve “büyük ilaç firmalarını” ifşa etmesidir diye düşünüyoruz.

İlginçtir, aynı sıralarda ABD içinde de bu konuda büyük bir savaş yaşanıyordu.

ABD Başkanı Trump tarafından tüm istihbarat kuruluşlarının çatısı olan kurumun başına getirilen Tulsi Gabbard’da bir yandan bu biyolojik silah laboratuvarları gündeme taşıyıp diğer yandan da “savaş çığırtkanlarının dünyayı nükleer savaşa doğru ittiğini” söylüyordu. Bu koroya ABD Sağlık Bakanı olan Kennedy’de zaten uzun bir zamandır katılıyordu.

Tulsi Gabard’a yani ABD istihbarat servislerinin en tepesindeki kişinin bu söylemlerine isim vererek tepki gösteren kişi kimdi dersiniz?

Cumhuriyetçi partiden yani Tulsi Gabbard’ın kendi partisinden bir zamanların güçlü ismi ve Başkan adayı bile olan Mitt Romney.

Romney’inbakış açısına göre bu konuyu gündeme taşımak bile “vatan hainliği” imiş.

Şimdi gerçek dünyaya ara verip yine filme dönelim.

Rusya yanlısı savaş baronu Koval’ın Ukrayna’da yerleşik nükleer silahların kontrolünü ele geçirmesine engel olma göreviyle yollara düşer Android Yüzbaşımız ve çaylak SİHA pilotumuz.

Gerçek görevlerini saklamak için kullandıkları sahte görev ise savaş bölgesinde baş gösteren salgın hastalıklara karşı koruyucu “aşı” dağıtmaktır.  

Uzun araba yolculukları esnasında dikkatli izleyiciler için filmde oldukça ilginç diyaloglar yer almaktadır.

——————————————————————————————————————–

Android Yüzbaşı: Ben insan değilim Teğmen. Tam bu işi yapacak birinin sahip olması gerekenlere göre yaratıldım. Muharebe askeriyim. Ama bazı durumlarda tıpkı senin gibi kuralları çiğneme gücüm de var.

Pilot: Nasıl durumlarda?

Android Yüzbaşı: Ekstrem durumlarda kendi irademle hareket etme gücüm var.

Pilot: Bu ekstrem bir durum mu şimdi?

Android Yüzbaşı: Asıl soracağını sor.

Pilot: Nasıl bize bu kadar benziyorsun?

Android Yüzbaşı: Sezgisel olarak mı?

Pilot: Duygusal.

Android Yüzbaşı: İnsanlığı duyguyla mı özdeşleştiriyorsun?

Pilot: Hatayla. İnsanlar aptaldır, alışılagelmiştir, tembeldir. Duyguları hatalara yol açar.

Android Yüzbaşı: Belki de yeterince duygusal değilsinizdir.

——————————————————————————————————————–

Robot Yüzbaşı insanoğlunu yeterince duygusal bulmuyor, iyi mi?

Yıllardır Yemen’den Gazze’ye, Sudan’dan Kongo’ya kadar süren sistemik soykırımları televizyon ekranlarından sinema filmi gibi seyreden insanoğlu hakkındaki düşünceleri doğru olabilir mi? 

Ne dersiniz?

Her neyse, yol boyunca mücadeleler, direnişçiler ve silah tüccarlarıyla bilgi alışverişleri, Rus robot askerlerle çatışmalar derken ikilimiz nükleer kodları ele geçirmeyi başarırlar.

İşte bu noktada Android Yüzbaşımızın oyunu ortaya çıkar.

Yolculukları sırasında Android Yüzbaşı Leo, çaylak siha pilotundan vücudundan konum bilgisi yaydığını söylediği bir çipi keserek çıkartmasını istemiştir. Nedenini ise Rusların bu konum bilgisini takip edebilecek yetenekleri olması olarak açıklamıştır. Gerçekte ise bu çip robotu yapan insanların ona yerleştirdikleri “ahlaki direktifleri” taşıyan çiptir.

Bu çip vücudunda olduğu sürece Android Yüzbaşı insanların robotu olmaktan ve verilen emri yapmaktan ileriye gidemeyecektir. Çip vücudundan çıkarılınca “özgür iradesini” kazanır ve Amerikan ordusunun planını yerine kendi planını uygulamaya başlar.

Pilot Harp’ı bayıltarak arabadan atan Android Yüzbaşı yoluna devam ederken Harp Ukraynalı direnişçiler tarafından bulunur. Direnişçilerin liderinden Android Yüzbaşıyı durdurmak için yardım istediğinde pilotumuzun aldığı cevaplar yaşadığımız dünyanın özeti gibidir.

——————————————————————————————————————–

Ukrayna direniş lideri: Leo, nükleer füzelerin kontrolünü direniş için ele geçirecek, bizim için.

Pilot: Sana böyle mi dedi?

Ukrayna direniş lideri: Leo’ya güveniyoruz.

Pilot: Silahların kontrolünü kendi ele geçirecek ve sizi de kullandı. Bunu neden yaptığını bilmiyorum ama ona güvenemezsin. O bir makine.

Ukrayna direniş lideri: Leo’yu senden daha iyi tanıyorum Teğmen Harp. Leo kendine yalan söyleyemez. Ahlaksız bir davranışta erdem varmış gibi davranamaz. Bu yüzden ikili oynadı. Gerçek düşmanın kim olduğunu öğrendi.

Pilot: Kimmiş bu düşman? ABD ordusu mu?

Ukrayna direniş lideri: İşlerine geldiği için bu savaşı destekliyorlar.

Pilot: Barışı koruma görevi bu.

Ukrayna direniş lideri: Barışmış. Rusya eski topraklarını geri istiyor. Amerika, bu ülkelerdeki çatışmayı uzatarak Rusya istikrarsızlaşsın istiyor. Barış isteyen asıl bizleriz Teğmen Harp. Leo’nun ikili oynaması bizi rahat bırakmanızı sağlayacaksa, kendi savaş makineniz size ihanet ediyorsa benim niye umurumda olsun ki?

Pilot: Amerika’ya nükleer saldırı düzenleyecek. Masum insanlar ölecek.

Ukrayna direniş lideri: İstenmeyen zayiat işte. Amerikalıların hayatı olunca öyle olmuyor mu yoksa?

Pilot: Kaç kişi ölecek Sofiya? Cevap veremezsin, değil mi?

Ukrayna direniş lideri: Amerikalılara istenmeyen zayiatı öğretecek kadar.

——————————————————————————————————————–

Burada Ukraynalı direnişçilerin lideri olan kadının kusursuz bir İngiliz aksanıyla konuştuğunu not edelim mi?

Yönetmen bu ayrıntıyla ne mesaj vermiş olabilir sizce?

Cevabı bulabilmek için filmin yapım tarihi olan 2021 yılından dört yıl sonrasına yani 2025 yılına gitmemiz gerekecek.

“Rusya” ve “Ukrayna” heyetleri büyük umutlar bağlanan 2 Haziran 2025 İstanbul barış görüşmelerine başlamadan bir gün önce iki Rus hava üssüne büyük bir drone saldırısı düzenlendi. Ukrayna’nın kamyonlara gizlediği silahlı insansız hava araçları iki üste toplam 40 tane Rus stratejik bombardıman ve erken uyarı uçaklarını vurarak tahrip etti. Bu sayı Rusya’nın stratejik bombardıman uçaklarının yüzde 34’üne tekabül etmektedir. Saldırı dünyada çok büyük bir ses getirdi. Saldırıya “Rusya’nın Pearl Harbour’ı” , “Rusya’nın 11 Eylül’ü” benzetmeleri yapıldı.

Rusya’nın stratejik bombardıman uçaklarına karşı taktik bir saldırı yapmak ancak bir cahilin alkışlayabileceği bir şey olmasına rağmen nükleer teoriyi anlamayan gazeteciler, TV yorumcuları bu saldırıyı büyük bir başarı olarak sundular. Oysa bu saldırı ancak dünyada nükleer savaş başlatmak isteyen “zeki” bir aklın ürünü olabilirdi. 

Rusya’yı, nükleer bombardıman yapmak üzere havalandıktan sonra son anda bile geri çağrılabilen stratejik bombardıman uçakları yerine bir kere ateşlendikten sonra bir daha geri çağrılamayan nükleer füzelere mahkum bırakmak.

Bu “zekice” stratejiyi alkışlayanlara Rusya NATO ittifakı arasında ile gerilimin en üst düzeyde olduğu 1983’de yapılan NATO nükleer savaş tatbikatı “Able Archer” sırasında yaşananları, dünyanın nükleer yok oluşun eşiğinden nasıl son anda döndüğünü araştırmalarını tavsiye edelim. Bu yok oluştan dünyayı kurtaranın bir Rus generalin mantığı ve aklı olması konuyu bilmeyenleri şaşırtacaktır.  

Bir de Rusya’nın vurulan stratejik nükleer bombardıman uçakların açıkta ve görünen bir şekilde üslerinde konumlandırılmalarını Rusya’nın büyük bir hatası olarak değerlendirenler çıkmadı mı Türkiye ve dünya basınında, insan ne diyeceğini bilemiyor.

Neyse ki dünyanın ve ülkemizin birbirinden “ehil” gazeteci ve yorumcularını eğitebilecek Scott Ritter gibi omurgalı, gerektiğinde kendi ülkesi ABD’nin sistemiyle bile çatışmaya girebilecek kadar onurlu eski asker/BM silah denetçisi insanlar var.

Bu saldırı ile ilgili görüşlerini kendisinden özetleyerek aktaralım.

Rusya’nın Murmansk, Ryazan, İrkutsk ve İvanovo bölgelerindeki askeri havaalanlarına Ukrayna’nın İHA’larla saldırı düzenlediği bildirildi. ( Elif Acar – Anadolu Ajansı )

“Bu saldırı İngiltere tarafından dizayn edilerek uygulanmış bir İngiliz operasyonudur. İngilizlerin Ukrayna’yı savaşta tutarak savaşı Rusya topraklarına taşıma planlarıyla tamamen örtüşmektedir. (…) CIA’nin Ukrayna’da aktif halde 20 üssü vardı.  Bu üslerde her türlü savaşın eğitimi veriliyordu. Vietnam savaşı sırasında bile CIA’nin orada sadece 16 üssü varken Ukrayna’da kurulu 20 tane üs düşünün. Dolayısıyla planlaması bir buçuk sene sürdüğü söylenen operasyon sırasında CIA orada çok aktifti ve bu operasyonun en erken döneminden itibaren CIA’nin bilgisi ve desteği dışında yapıldığını düşünemeyiz.”

CIA’nin kendilerini bağlayan legal nedenler yüzünden bu saldırıya doğrudan destek vermediğini düşündüğünü Ritter’in şu sözlerine özellikle dikkatinizi çekmek isteriz.

“Nükleer bir güç olan İngiltere, nükleer silahı olmayan Ukrayna’ya Rusya’nın stratejik nükleer caydırıcılığına karşı konvansiyonel silahlarla önleyici bir saldırı başlatma imkanı verdi. Bu, Rusya’nın nükleer doktrininin en az iki maddesinin ihlali anlamına gelmektedir.”

İsterseniz bu cümleyi dönüp tekrar tekrar okuyabilirsiniz.

———————————————————————————————————–

Eski Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medyedev Telegram üzerinden yaptığı paylaşımla Soğuk Savaş’ın en korkutucu sistemlerinden biri olan “Ölü El”e atıfta bulundu. Medvedev, Sovyet liderliğinin herhangi bir nedenle etkisiz hale gelmesi durumunda nükleer saldırıları otomatik olarak başlatma kapasitesine sahip bu sistemin, Rusya‘nın savunma stratejisinin bir parçası olabileceğini ima etti. Medvedev‘in bu açıklamayı yapma kararını bireysel olarak alamayacağı, mutlaka Rusya lideri Putin‘in bilgisi dahilinde yapabileceği dile getiriliyor. Bu kez olaya daha bir ciddiye alındı ve demeç adeta Rusya-ABD arasında mini bir krize sebep oldu. ABD Başkanı Donald Trump, eski Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev‘in nükleerle ilgili açıklamalarına tepki gösterirken, “O (Medvedev), nükleer silahlar hakkında konuşuyordu, nükleer silahlar hakkında konuştuğunuzda buna hazırlıklı olmalıyız. Biz tamamen hazırız.” açıklamasında bulundu. (3 Ağustos 2025)

———————————————————————————————————–

Eğer bu sözleri sindirebildiyseniz gelelim Rus stratejik nükleer bombardıman uçakları niye korumalı hangarlarında değil de açıkta park edilmiş şekilde duruyorlardı meselesine.

Aslında gerekçe oldukça basittir.

ABD ve Rusya arasında yapılan nükleer antlaşmalar uyarınca (en son ABD Başkanı Obama döneminde yenilenen) Rus ve ABD stratejik bombardıman uçaklarının her iki ülkenin uydularının görebileceği şekilde açıkta durması gerekmektedir. Hayatında bir kere ucundan nükleer savaşın birinci ve ikinci vuruş teorilerini okumuş birisi hemen ne demek istediğimiz anlayacaktır. Bu silahların açıkta durması çok basit bir ifadeye “silahlarımız burada açıkta yerinde hareketsiz duruyor” demektir. Yani karşı tarafa verilen “ilk saldırıyı biz başlatmayacağız” güvencesinin askeri olarak gösterilmesidir.

Konuyu hiç bilmeyip pekiştirmek isteyenler için “tüm korkuların toplamı” manasına gelen Tom Clancy’nin “The Sum of All Fears” kitabını ya da filmini tavsiye edelim.

Gerçek dünya böyle bir yer işte, o yüzden biz yine filmimize dönelim.

Anlıyoruz ki, Ukrayna’nın İngiliz aksanlı direnişçilerinden Rusya destekli terörist Koval’a kadar herkesin amacı aynıymış.

Dünya barışının mimarı” ABD’yi nükleer silahlarla vurmak.

Yani Amerikan ordusunun malı olan robot Yüzbaşı bile aynı sonuca vardıysa bize ne demek düşer ki?

Uzatmayalım, filmin sonunda Android Yüzbaşı Leo “Perimeter” sisteminden nükleer füzeleri ABD’ye doğru ateşlemek üzereyken ikili son bir defa karşı karşıya gelirler.

Pilot Harp, ABD SİHA’ları aracılığıyla “Perimeter” füze üssünü nükleer silahlar ateşlenmeden önce yok ettirir.

Android Yüzbaşıyı aynı tesiste yaralı olarak ölüme terk etmeden önce aralarında geçen son konuşmalar filmin ana fikrini özetlemektedir.

———————————————————————————————————–

Pilot: Savaş tam bir saçmalık ama o nükleer silahları ateşlemek hiçbir şeyi çözmez!

Android Yüzbaşı: 38 kişi için iki kişi öldüren adam mı söylüyor bunu?

Pilot: Milyonlarca kişiyi öldüreceksin.

Android Yüzbaşı: Yüz milyonlarca kişiyi kurtaracağım.

Pilot: Bunu neden yapıyorsun Leo?

Android Yüzbaşı: İnsanlığı (insani duyguları) kaldırıp savaşı arttırıyorlar. Makine, makineye karşı. Dünyanın ilk otonom Cyborg kullanımı geri tepti.

Pilot: Ne istiyorsun yani? Programı (Robotik) durdurmalarını mı istiyorsun?

Android Yüzbaşı: Çok uzun zamandır.

Pilot: Hayır, bu kadar basit bir şeyin peşinde değilsindir Leo. Bunca zamandır yalan söylüyorsun. Şimdi neden inanayım sana?

Android Yüzbaşı: İstediğin şeye inan ama acımasız gerçek bu. Canavarı yok etmeliyim. Kendimi yok etmeliyim. Yaratıcımı. ABD’yi. Bu savaşların sona ermesi gerektiğini anlamalılar ve ben hiç bitmeyen savaşların yüzüyüm.

Pilot: Milyonlarca kişi ölecek Leo.

Android Yüzbaşı: Herkesin iyiliği için bunun mantıklı olduğunu biliyorsun Harp. Bunu en iyi senin anlaman lazım.

Pilot: Yanılıyorsun. İnsanlar doğru yolu bulabilir. Herkesin iyiliği asıl böyle sağlanır Leo.

———————————————————————————————————–

Filmin sonunda Perimeter yok edilir, Android Yüzbaşı tesiste öldürülür, pilot Harp evine döner.

Bizi asıl ilgilendiren kısım ise filmin mutlu sonundan ziyade Android Yüzbaşının son sözleri oldu.

Canavarı yani Amerika’yı yok etmesi gerektiğini söylüyor robotumuz.

Niye?

“Bitmeyen savaşları” bitirmek için.

Peki siz bu söylemleri nereden hatırlıyorsunuz?

ABD Başkanı Trump gerek 2016 yılında gerekse 2024’de “bitmeyen savaşları bitirme” vaadiyle seçimleri kazanmıştı, değil mi?

Hatta ABD seçimleri öncesi Trump’ın arkasındaki güç ile küreselcilerin bazı ekran yüzleri arasında bu konuda söylem birliği bile oluşturulmuştu.

Biraz geri giderek hatırlayalım.

28 Ocak 2019’da yani ABD Başkanı Trump’ın ilk görev başına gelişinin 3. yılında “Tuhaf işler oluyor Amerika’da” başlıklı makalemizde şunları yazmıştık.

Liberallik adı altından her türlü sapıklığı yaparak hiçbir şey üretmeden manipülasyonla paradan para kazanıp medyaları aracılığıyla halkın üzerine lağım püskürten Kaliforniya’nın sözde liberallerine karşı Amerikan sağında oluşan nefret dalgasını iyi kullanan Trump, üreten Amerika’nın ve Pentagon’un büyük bir kısmının da desteğini alarak Başkan seçildi.

İlk icraatlarını hatırlayın;

Çok yüksek bir bedele mal olan yeni başkanlık uçağını iptal etmeye çalışmak, trilyon dolara ulaşan F-35 uçağının siparişlerini azaltmakla tehdit etmek. Geçtiğimiz aylarda ise önce “küreselleşmenin bittiğini” ilan ederken son olarak da geçtiğimiz günlerde Amerika’nın en büyük mafya ailesi olan Bush hanedanı ile zirve yapan “sonsuz savaş” konseptini bitireceğini ilan etmiş, silah/savaş lobisine mesajını vermişti. Hatırlayın, eski Amerikan başkanları baba ve oğul Bushlar Amerikan başkanlık seçiminde kendi partilerinin Başkan adayı Donald Trump yerine Hillary Clinton’a destek vereceklerini açıklamışlardı.”

Aynı yılın sonlarına doğru 2 Eylül 2019’da “Epstein, Koch kardeşler, Soros, Amerika’nın 2020 Savaşı” başlıklı yazımızda ise bu konuda yapılan ilginç bir ittifaka dikkat çekmiştik.  

“Hiçbir suretle yan yana gelemeyecekleri düşünülen küreselcilerin altın çocuğu para spekülatörü George Soros ve Amerikan sağının finansörü Koch kardeşler geçtiğimiz günlerde kurulan bir vakıfta bir araya geldiler. Vakfın ismi “The Quincy Institute for Responsible Statescraft” yani “Sorumlu devlet yönetimi için Quincy Enstitüsü” mânâsına geliyor. “Daha barışçı bir ABD dış politikası yönünde çalışmalar” yapılmasını temel “stratejik hedef” olarak belirleyen yeni bir STK olacakmış. Yani Trump’ın seçim öncesi verdiği “sonsuz savaşları” bitirme konsepti ile örtüşüyor.”

Tüm bu sözlere ve gelişmelere rağmen Trump 2020 seçimlerini Joe Biden’a karşı kaybetse de 2024 seçimlerini yeniden kazanmasını bildi.

Trump’ın 20 Ocak 2025’de göreve ikinci defa başlamasına sadece günler kala ilginç bir olay yaşandı Amerika’da.

“ABD ÖLÜMCÜL DERECEDE HASTA”

Las Vegas’taki Trump otelinin önünde Trump’ın seçim destekçisi Elon Musk’ın sahibi olduğu Tesla’nın “Cybertruck” aracını patlatıldı. Aracın patlamasından hemen önce içinde kendini vurarak öldüren kişinin yüksek rütbeli Yeşil Bereli Matthew Livelsberger olduğu ortaya çıkmıştı.

Cesaret madalyası dahil pek çok madalya sahibi bir asker olan Liversberger’in hayatı, iki kez konuşlandığı Afganistan, Ukrayna, Tacikistan, Gürcistan ve Kongo’da girdiği çatışmalar ve şiddet olayları yüzünden son bir yıldır TSSB (travma sonrası stres bozukluğu) cehenneme dönmüş. 

Bıraktığı notta eylemini “uyanış çağrısı” olarak nitelendiren Liversberger “kaybettiğim kardeşlerimden zihnimi temizlemeye ve aldığım canların yükünden kurtulmaya ihtiyacım var” dedikten sonra “ABD’nin ölümcül derecede hasta olduğunu ve çöküşe doğru gittiğini” yazmış.

Yukarıda anlattığımız “Kontrol Dışında” filminin sonunda Amerikalı robot yüzbaşı kahramanımız da ne kadar benzer şeyler söylüyordu, değil mi?

İşin daha da ilginci bu asker hakkında medyaya servis edilen bazı bilgilerde Livelsberger‘in Ukrayna ve Azak taburu bağlantılarına dikkat çekiliyordu. Sosyal medyada dolaşıma giren ve eşiyle poz verdiği bir fotoğrafta Livelsberger Ukrayna’nın aşırı sağ Azak Taburu’nun armasının yer aldığı bir tshirt giyiyordu.

Azak Taburu (Azov Battalion) “Ukrayna’nın Nazileri” olarak da biliniyor ve tabur ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından “aşırı ırkçı grup” olarak tanımlansa da Ukrayna’da yerleşik gizli ama herkesin malumu CIA üslerinde eğitim gördükleri iddia ediliyor.

Liversberg’in eylemini haber yapan gazeteler, kendisinin bağlı olduğu “Yeşil Bereliler” askeri birliğini gerilla savaşı ve geleneksel olmayan savaş taktikleri konusunda uzmanlaşmış ABD Ordusu özel kuvvetleri olarak tanımlamakla yetinmişler ve konuyu orada bırakmışlar.

Oysa şeytanın gizlendiği asıl ayrıntının tam da bu noktada olduğunu düşünüyoruz.

Eski CIA görevlisi Andrew Bustamante bir konuşmasında “Yeşil Berelilerin” görevini şöyle tanımlamıştı.

Yeşil Berelilerin tek amacı, yerli gerilla güçleri yetiştirmek ve bunları kurulu düzene (ülkelerinin hükümetlerine) karşı savaştırmaktır. Yani, ABD Ordusu’nda özel olarak eğitilmiş özel operatörler var ve bunların tek görevleri gerilla güçleri yetiştirmek. Bu bağlamda CIA’nin dünyadaki her devrime (savaşa/iç savaşa) karıştığını duyduğunuzda şaşırır mısınız?

Bu saldırı ile ABD Başkanlık görevini Ocak 2025’de ikinci defa devralmak üzere olan Trump’a ne mesaj verilmek istenmişti sizce?

Peki bu saldırıdan sadece 6 gün sonra içinde Hollywood’ı barındıran Los Angeles’ta ABD tarihinin en büyük yangın felaketinin yaşanması bu saldırıya verilmiş bir cevap olabilir mi?

Son bir yılda ABD ve Rusya arasında olası bir yeniden dünya bölüşüme karşı verilen  “küreselci” mesajları,

Ya da “küresecilerle savaşıyorum” sloganıyla kendisini ülkenin ve dünyanın “ulusalcı” kralı/diktatörü haline getirmesine yapılan itirazları hatırlıyor musunuz?  

Mesajları bir tarafa bırakıp “bitmeyen savaşları bitireceği” vaadiyle seçimlerde oy isteyen ABD Başkanı Trump’ın göreve gelince bir yılda “başardığı” işleri Jason Bassler’den alıntılayalım.

——————————————————————————————————————–

-Nijerya’ya Noel’de hava saldırıları

-ABD’nin İran’a doğrudan saldırısı

-Suriye’de yeniden başlayan saldırılar

-Pentagon bütçesinin artırılması

-240 noktaya 529 hava saldırısı

-Tartışmalı rejimlere askeri yardım

-Yemen’de 53 günlük bombardıman kampanyası

-Venezüella’ya karşı güç kullanımı/petrol tankerlerine el koyma/tekne saldırıları

-ABD şehirlerinde yurt içi asker konuşlandırmalar

-Yabancı ülkelerdeki sivilleri hedef alan yeni yaptırımlar

Çünkü Trump‘ın Beyaz Saray’ında “savaş barıştır”.

——————————————————————————————————————–

Bu güzel özete Gazze soykırımına doğrudan siyasi ve askeri destek vermesini, Grönland’ı ve Kanada’yı ABD hegemonyasına almak için tehditler savurmasını, Venezüella’yı askeri ve ticari ablukaya almasını, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımlarla Amerikalı Papa seçtirmesini ve insanların gülüp geçtiği ama bizce tarafını göstermesi bakımından oldukça önemli olan “Star Wars” paylaşımıyla elinde imparatorluğu yani filmin kötülerinitemsil eden kırmızı ışın kılıcını tutması.

Anlayacağınızın tam yukarıda analiz ettiğimiz filmin adı gibi “kontrol dışına” çıkmış ve savrulan bir Amerika görünümü.

Bu bitmek bilmeyen tehditler içinde dünya halklarına verilen “seçme özgürlüğü”, kendilerini kral gibi dayatan yerel diktatörlerle küreselciler arasında seçim yapma özgürlüğü kadar.

Eskilerin deyimiyle “kırk satır ile kırk katır” arasında seçim yapma özgürlüğünüz var.

Yazımızı bitirmeye çalışırken 2025 yılının son gününde gazetelere biraz gecikmeli düşen şu son dakika haberini de not etmeden geçmeyelim.

“Rus haber sitesi news.ru’nun aktardığına göre istasyon geçen hafta olağan vızıltı yayınını keserek yaklaşık 15 gizemli mesaj yayımladı. “Kıyamet Radyosu”nu takip eden Telegram kanalı UVB-76’ya göre mesajlar 10 Aralık‘ta Moskova saatiyle 09.07’de yayımlanmaya başladı ve 12.26’ya kadar yayın sürdü.

Yayınlardan birinde istasyonun kısa bir melodi çaldığı, ardından ise Mors koduna benzeyen sinyallerin duyulduğu ifade edildi. (…) Litvanya‘nın eski İletişim ve Enformasyon Bakanı Rimantas Pleikys, bu tür mesajların alıcı istasyonlardaki operatörlerin görev başında ve teyakkuzda olduğunu doğrulamak amacıyla gönderilmiş olabileceğini söyledi. Söz konusu gelişme, Avrupa‘da üst düzey yetkililerin olası bir savaşa dair uyarılarını artırdığı dönemde yaşandı. İngiltere Silahlı Kuvvetler Bakanı Al Carns, geçen haftaki açıklamasında “savaşın gölgesinin Avrupa’nın kapısını çaldığını” söyledi. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte de Avrupa’nın “büyükanne ve büyükbabalarının yaşadığı ölçekte bir savaşa hazırlıklı olması gerektiği” uyarısında bulundu. Rutte buna karşın NATO’nun yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde savaş senaryosunun önlenebileceğini de vurguladı. (31 Aralık 2025)

Kıyamet radyosu 2024 yılının son günlerinde çalıştıktan sonra olanları kronolojik olarak hatırlatalım.

  • Kıyamet radyosu çalıştı (11 Aralık 2024)
  • Rus nükleer güçlerinden sorumlu Korgeneral Kirillov suikaste uğradı (16 Aralık 2024)
  • Trump’ın Las Vegas otelinin önünde Tesla araç patlatıldı (1 Ocak 2025)
  • Los Angeles’ta ABD tarihinin en büyük yangını başladı (7 Ocak 2025)
  • Rus stratejik nükleer güçlerinin (uçaklarının) yüzde 35’i vuruldu. (2 Haziran 2025)
  • Eski Rus Devlet Başkanı Dimitri Medyedev Rusya’nın Perimeter sistemini hatırlattı. (3 Ağustos 2025)

Bakalım 2026 yılının ilk ayında neler olacak diyerek yorumu ve izlemeyi size bırakalım.